• Deniz Günaydın

Challenge Accepted vs Courage Accepted


Bir sürü insan, bir sürü alanda bir "Challenge" yani Türkçe karşılığı ile "Meydan Okuma" başlatıyor. Bu akımı başlatan kişiler şüphesiz ki hem kendi, hem de başkalarının hayatına "Mücadele, Zorluk, Çatışma, Savaş" enerjisini davet ediyor.


Düşünsenize;

  • Sağlıklı Yaşam Challenge'ı ile kendi iyiliğimiz, esenliğimiz adına kendimize, yapılacaklar listesiyle yani eylemlerimizle meydan okuyoruz.

  • Satışları Artırma Challenge'ı ile şirketin daha çok müşteri kazanması, ciro elde etmesi ve kar sağlaması adına müşterilerimizi bir av gibi görüp, onlara saldırıyoruz.

  • Yeni Proje Challenge'ı ile az zamanda çok işler başarmak adına bir projenin hayata geçmesi adına bir sürü görevi daha baştan kan-ter-gözyaşı ile yapacağımız bir sürece giriyoruz.

Size de tuhaf gelmiyor mu bu hal?


Peki bu Challenge yani meydan okuma dürtüsü nereden geliyor?

Tabiki Homosapien dürtümüzden. Yaşamımızı tehdit eden her şeyden korkuyoruz. O zaman da tehdit eden konuya meydan okuyoruz, savaşa giriyoruz.

Sağlıklı yaşamla ilgili eylemlerimizin veya yapacaklarımıza neden meydan okuyoruz?

İşimizi ve şirketimizi büyütmek yeni müşteriler kazanmak adına neden mücadele ediyoruz?

Yeni bir projeyi hayata geçirmek neden bir savaş ve kaos hali olarak kabuk ediliyor?


Sebebi basit. Kapitalist düzenin çarkını "güçlü olan kazanır" inancı döndürür. Güçlü olmak demek, güçsüz olanları ya köleleştirmek ya da kendine hizmet ettirmek demek. Kazanmak demek, karşısınızda savaşacak bir taraf var demek, başkalarının haliyle sürekli kendini kıyaslamak ve güçlü olma zorunluluğu ile hayatın zorluk, mücadele ve savaş gerektiren bir alan olduğuna inanmak demek....


Halbuki tüm insanların ortak amacı kendini keşfetmek, kendi yolunda yürüyerek başkalarına hizmet etme haliyle iyi ve mutlu olmak.


O zaman bu işte bir yanlışlık var!


Ben de bu yanlışı çok geç fark edenlerden biriyim. Hayatımın uzun bir dönemini her alanda "challenge" ile başarmış ve buna inanmış biri olarak söylüyorum: Bu inancın altında derin bir mutsuzluk ve suçluluk hissi var. Başardığımızı sandığımız her şey ya günün birinde başımıza yıkılıveriyor ya da tutunduğumuz alışkanlıklar bizi bırakınca büyük bir boşluk hali oluşuyor.


Hayat yaşadığımız şey ve biz onun içindeki her alana meydan okuyoruz. Ne için? Hayatta kalmak için, kabul edilmek için, onaylanmak için, beğenilmek için, sahip olmak için... Çünkü dış dünyanın bize sunduğu bu suni yaşamsal tehdit halini o kadar kabul ediyoruz ki uzun yıllardır, her şeyi çivi, kendimizi de çekiç görüyoruz.


  • Kimileri iş hayatında rakibini, bazen aynı departmanda çalıştığı arkadaşını, cebindeki parasını almayı hedeflediği müşterisinin yokluğunu tehdit görüyor...

  • Kimileri arkadaş grubundaki kişilerin yaşam tarzlarını, fiziksel özelliklerini sadece kabul edilme, onaylanmak için tehdit olarak görüyor... Ve tehdit gördüğü her şeyin kendisini yapıyor.

  • Kimileri eşi/sevgilisi onu beğensin, sevsin, bırakmasın diye kendi varlığının doğal halini ilişki içinde tehdit görüyor.


Ve bu verdiğimiz korku, tehdit sinyalleri içinde kendimizle, başkalarıyla ve yaşamla kurduğumuz iletişim ve bağlarda zihinsel, duygusal ve fiziksel sağlıksız sonuçlar ortaya çıkıyor. Kendimizden yaydığımız bu sinyaller, başkalarının kendi çıkarları ve faydaları için kullanılıyor.


Şimdi insanlığın hakikatine bakmak için ben ne yaptım? Meydan mı okudum? Hayır, aksine bir cesaret gösterdim. O zaman "hodri meydan"ı bu oyunu değiştirmek için birlikte yapalım mı?

  • #Challenge (meydan okuma) yerine #Courage 'ı (cesareti) hem kendi hayatımıza hem de başkalarının hayatına şu andan itibaren başlasak?

  • Yaşadığımız hayatın her alanıyla ilgili komutan-asker, emir-görev, tehdit-savaş halini ve bu halin yarattığı duyguları bırakmayı seçsek.?

  • Meyan okuma, mücadele ile hayatımıza giren nefret, kin, şefkatsiz duygulardan çıksak?

  • Cesaret ile elde edilen sevgi, güven, neşe, heyecan duygularını hayatımıza davet etsek?

  • Başka bir dünyayı birilerine Challenge yaratarak, meydan okuyarak değil de, Cesareti yüreklendirerek yaratsak?

  • Çok küçük adımlarla, önce kullandığımız kelimelerin enerjisini ve duygusunu fark ederek ve iyi olanlarla değiştirerek işe başlasak?

  • Özümüzü-Sözümüzü-Eylemlerimizi cesaret duygusunda hizalasak ve başkalarına bu kapsamda rol model olsak?

  • Kollektif zihinlerin bu kapsamda da birleşebileceğine inanarak bugün, şu andan itibaren gerçek dönüşüme birlikte adım atsak?

#CourageAccepted

28 views0 comments

Recent Posts

See All