• Sibel Keyvan

Neden Çalışıyoruz? Hangi İş Ortamları Bizi Mutlu Ediyor?

Tembellik hakkı”dan bahsettiğim yazımla ilgili çok olumlu geri dönüşler aldım, ilginize teşekkür ederim. Onun devamı olarak çalışan mutluluğunu yazıyorum. Gelen yorumlarda şunu fark ettim, biz öyle durup dinlenmeden çalışıyormuşuz ki; “yoruldum” demekten utandığımızı, bir an durmayı, biraz dinlenmeyi lüks görüp, kendimizle ilgilenmeyi hak görmüyormuşuz. Özeleştirinin çokça yapılan yorumlarda “durursam bir şeyler kaçırabilirim, durursam gücümü kaybederim, bir şeylerden eksik kalırım” gibi yanıtların yanında en çok “başkaları benim hakkımda ne der, ne düşünür?” vardı.


Kendimiz olmakla ilgili aramızdaki en büyük engel bu belki de… Başkalarının hakkımızda ne düşüneceğine o kadar takılıyoruz ki kendi isteklerimizi dile getiremiyor, kendi arzu ettiklerimizi yaşayamıyor, kendimiz olamıyoruz. Bu sebeple de toplumla, insanlarla uyumlu yaşamak, onlar tarafından kabul edilme beklentisi yüzünden, özgün olmak isteyen halimizle barışamıyoruz. Oysa ki insan kendinden ne kadar uzaklaşırsa o kadar mutsuz hissediyor.


Bireyin psikolojisi ve dolayısıyla çalışma hayatı psikolojisini iyileştirme zorunluluğu yadsınamaz boyutlara geldiğinde iş dünyası bu yaklaşım üzerinden çözüm yolları aramaya başladı.


Monoton yaşamlar, birbirine benzeyen mutsuz çalışanları, mutsuz toplulukları, kötü ekonomileri ve mutsuz ülkeleri doğruyor. Neredeyse 20 yıl öncesine kadar psikolojik hastalık ve hasar üzerine odaklanan patoloji odaklı psikoloji bilimi 2000’li yıllarla birlikte “Pozitif Psikoloji” yaklaşımına geçiş yaptı. Neyin eksik olduğuna bakmak yerine, bireyde neyin olması gerektiği, neyin doğru olduğuna odaklanan yaklaşım.


Amerikalı psikolog, araştırmacı, APA Başkanı Martin Seligman’ın ortaya koyduğu “Psikoloji sadece hastalıkları, zayıflıkları ve hasarları inceleyen bir bilim değildir. Psikoloji aynı zamanda güçlü yönleri de erdemleri de incelemelidir. Tedavi etmek sadece yanlış olanı düzeltmek değil aynı zamanda doğru olanı inşa etmektir” bakışı bireylerin özgünlükleriyle, kendilerine has yetenek ve yetkinlikleriyle nasıl pozitif ilişkiler kurulabileceği, nasıl pozitif kurum ve topluluklar yaratılabileceğini gerçeğini ortaya çıkardı.


Mutluluk üretime pozitif etkisiyle bireylerin hayatlarını etkilediği kadar ülkeleri de ilgilendiriyor. Ülkeler de toplumların artık ne kadar mutlu olduklarıyla ilgilenmeye başladılar. Yapılan araştırmalar insanların belirli bir gelir düzeyine ulaştıktan sonra artık daha fazla mutlu olamadıklarını ortaya koymuş. Milli gelirle mutluluğun da aynı oranda artmadığı tespit edilmiş.


Çalışma’ kavramına gelince, kelime ve köken olarak farklı ülkelerdeki anlamlarıyla bakarsak; Latincede ‘Labor’dan geliyor ve acı çekmek veya zoraki uğraş anlamına geliyor. Türkçede kelime anlamı olarak ‘emek’, zorlu uğraş anlamında kullanılıyor. Almancada, terk edilmiş, eziyetli anlamına gelen Arbeit’ten geliyor. Fransızcadaki anlamı işkence yapmak, eziyet anlamında Tribüler’den türemiş. İngilizcede de Labour’dan doğum yapmak, acı çekmekten geliyor. Görüldüğü üzere farklı dillerde de çalışma ortakta olumsuz anlamları içeriyor.


Çalışma eylemi ise; bir şeyi ortaya koymak oluşturmak, yapmak için zihinsel ve bedensel emek harcamak, yapmamız gerekeni yapmamayı tercih edebileceğimiz ve karşılığında ücret bekleme eğiliminde olduğumuz şey, bir kullanım değeri olan mal ve hizmet üreten her türlü etkinlik anlamlarına geliyor.


1955 yılında Morse ve Weiss bir araştırma yapıyorlar. Araştırmaya katılan bireylere “eğer konforlu bir yaşam sürmeniz için çalışmanıza gerek kalmadan bir fırsat sunulursa ne yaparsınız” diye soruluyor. Sonuç; %20 çalışmaya devam etmem, %80 çalışmaya devam ederim diyor. Bu oldukça çarpıcı bir sonuç içeriyor. %80’lik kısım seçiminin nedenini; meşguliyet, işsizlik psikolojisi, zaman geçirme sıkıntısı yaşamamak, yaşamı düzenleme isteği olarak gösteriyor. Burada ortaya çıkan sonuçta, çalışmakla ilgili motivasyon kaynağının sadece gelir yaratmak olmadığı, üretme ihtiyacına da gerek duyulduğu görülüyor. Zaten gelirle mutluluk artışı da paralel büyümüyor, fazla gelirle mutluluk da olmadığı yine araştırma sonuçlarında kendini gösteriyor.


Nasıl Mutlu Olunur? kitabının yazarı Sonja Lyubomirsky, “Mutluluğu etkileyen faktörleri %50’si genetik, %10’luk kısmı başınıza gelen kötü olaylar, geri kalanını da bu kötü olaylara sizin nasıl baktığınız, anlamlandırdığınız oluşturuyor.” diyor. Pozitif çalışma psikolojisi bu bakış açısıyla, çalışma yaşamında pozitif açıdan “kimsiniz” sorusuna cevap arayan bilim dalı ve alanlarını içeriyor.


Mutlu insanlar evlilik, arkadaşlık, kazanç, iş performansı ve sağlık gibi yaşamın birçok alanında başarılı oluyorlar. Lyubomirsky, “Her insanın bir güçlü yönü vardır, elmasın değerinin kesiminde olması gibi. Kişi kendi üzerinde çalışırsa, bu özellikler kişinin güçlü yönleri oluyor ve bunu kullanabileceği iş ortamları kişiyi daha çok mutlu etmektedir.” diyor.


Pozitif çalışma psikolojisinde çalışan eğitimleri, insanların güçlü yönlerini geliştirecek eğitimleri içeriyor. Kişisel özgün yetenek ve özellikleri tespit edilmiş ve işin doğasına uygun şekilde aldıkları eğitimlerle beslenerek geliştirilen çalışanların daha yüksek performans gösterdikleri, verimliliklerinin arttığı ve kariyerlerinde de ilerleme kaydettikleri gözlemlenmiş.


Çalışmak, üretmek insanı canlı tutuyor, yaşama sevinci veriyor, kendi varlığını ortaya koymasına vesile oluyor, değerli ve işe yarar hissettiriyor… Temel ihtiyaçları karşılamak üzere gelir yaratmanın dışında, çalışmaya öyle büyük anlamlar yüklüyoruz ki, çalışmadığımızda, yüklediğimiz o anlamlar da yok olabiliyor.


Uzmanlar, çalışanları çalışma amaçlarına göre 3 grupta değerlendiriyor:

  1. Çalışmayı iş (job) olarak görenler (para)

  2. Çalışmayı kariyer (career) olarak görenler (statü)

  3. Çalışmayı bir çağrı (calling) olarak görenler (tutku)

Çalışmaya, üretmeye gereken anlamı yüklemek adına belki neden çalıştığımızı yeniden tanımlamak iyi bir başlangıç olabilir.


Sizin çalışma sebebiniz hangisi?

Hangi sebep sizi çalışmak için motive ediyor?


Keşfetmek isterseniz bize merhaba@collectiveminds.com.tr den ulaşın ve

Gelin; Birlikte Harikalar Yaratalım!

362 views0 comments

Recent Posts

See All