• Sibel Keyvan

Karakter Aşınması: Esneklik ve Yeni Çalışma Düzeni


Bugün içinde bulunduğumuz durumda pandeminin getirdiği zorunluluklarla kimi şirketler ofisleri kapatıp “uzaktan çalışma sistemi”ne geçtiler, kimileri haftanın belli günleri evden belli günleri ofisten çalışmayı kapsayan “hibrit çalışma düzeni”ni tercih ettiler. Kimileri ise henüz istikrarlı bir çalışma düzenini yaratabilmiş değil.

Yeniden kurulmak zorunda kalınan çalışma ortamı bir yandan esnek şirket yapılarını oluştururken bir yandan da eski düzende rutinin yol açtığı olumsuzlukları yok etmenin de yollarını arıyor. Esneklik kavramını, bir süre önce okuduğum sosyal bilimler profesörü Richard Sennett’in “Karakter Aşınması” Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerindeki Etkileri kitabıyla ele almak istedim. Sennett’in bu konudaki tespit ve uyarılarını göz önünde bulundurarak işi ele almak, kurulacak sistemlerin sürdürülebilir olmasına katkı sunacaktır diye düşünüyorum.


Pandeminin henüz hayal dahi edilmediği 2003 yılında yazılan kitap, yeni kapitalizmde yeni kariyer yaklaşımı “sınırsız kariyer”den bahsetmekte. Yazar sınırsız kariyer modelindeki esneklik olgusunun olumlu olumsuz yanlarına hem çalışan hem de şirketler açısından ışık tutuyor.


Madem çalışma ortamı yeniden inşa ediliyor ve bizler de bu süreci hem deneyip hem yaşıyorken, sürdürülebilir olması açısından her türlü bakış açısını değerlendirmek, zaten denenmiş ve başarısız uygulamaları baştan elemek yapılan yanlışları tekrar etmemek açısından fayda sağlayacaktır.


Kariyer Aşınması isimli bu kitapta sözü edilen “esneklik” kavramının çalışan tarafındaki olumlu olumsuz etkilerini, hazırladığım kısa bir özetle paylaşmak istiyorum. Bakın bugün artı değer olarak gördüğümüz şirketlerin esneklik, değişim, dönüşüm kavramlarının çalışanlara etkisi konusunda Sennett neler söylüyor…


Esneklik kelime anlamı olarak eğilip bükülebilirliği, elastikliği ifade eder. İnsan davranışlarıyla birlikte düşünülünce değişen koşullara uyum sağlamak, onlardan etkilenmemek gibi anlamlar içerir.


Çalışanlardan rekabet becerisinin yanında her an değişime hazır olmaları sürekli risk almaları düzenlemelere ve prosedürlere giderek daha az bağlı kalmaları istenmektedir. Çalışanlar için esneklik yaşam boyu iş güvencesinin yok olması, sürekli hareket halinde olarak, iş ve şehir değiştirerek yön duygusunun yitirilmesi; istikrarlı işlerin yerini geçici işlere bırakması; rekabetin beslediği güvensizlik ve kayıtsızlık duygusu; sürekli belirsiz ve değişen koşullar karşısında gittikçe artan bir kaygı duygusu anlamına gelmektedir.


İş yaşamında kariyer kelimesi kişinin çalışma hayatının ömür boyu izlediği yolu ifade etmek için kullanılırken, yeni sistem kişinin eskiden ömür boyu izlediği bu neredeyse düz yolu kesintiye uğratarak ya da insanları sürekli yol ya da şerit değiştirmeye zorlamaktadır.


Esnekliğin, katı bürokratik uygulamaların karşısına çıkarak ve insanları risk almaya davet ederek, insanlara kendi yaşamlarını şekillendirmede daha fazla özgürlük tanıdığı söylenmektedir. Diğer yandan savunulan bu özgürleştirici etkisinin aksine, sistem eski kontrol biçimlerinin yerine anlaşılması oldukça zor - yeni kontrol biçimleri getirmektedir.


Değişime açık olmayı ve koşullara ayak uydurmayı özgür eylemler için gerekli karakter özellikleri olarak görüyoruz. İnsan değişme ve değiştirme yeteneği olduğu için özgürdür. Ancak günümüzde bürokrasiye, rutine isyan eden esneklik anlayışı insanın özgürleşmesini sağlayacak koşulları yaratmak yerine kişi üzerinde yeni iktidar ve kontrol yapıları üretmektedir.


Şirketlerdeki değişim arzusunun temel nedeni üretkenliği arttırmaktır. Ancak “yeniden tasarlama” adı altındaki değişim hamlelerinin tetiklediği işten çıkarmalar yalnız şirket işleyişi üzerinde değil, işini kaybetmeyen çalışanlar üzerinde de negatif etkiler üretmekte, şirkette çalışmaya devam eden “şanslı” çalışanlar kalıp çalışmaya devam ettikleri için talihlerine şükretmek yerine sıranın ne zaman kendilerine geleceğini kestirmeye çalışıyorlar. Bu da moral ve motivasyonlarında gözle görülür bir düşüşe neden olmaktadır.


Rutine boyun eğen çalışanlarla karşılaştırıldığında esnek çalışma koşulları daha fazla özgürlük vaat ediyor gibi görünse de yeni bir kontrol ağı ördüğü gözden kaçırılmamalıdır: Esnek çalışma, çalışanların gelecekte kendilerini neyin beklediğini bildikleri rutin çalışma takvimlerine benzemez. Ayrıca çalışana özgürlük sağlamaktan ziyade çalışanı şirketin avucunun içine yerleştirmektedir.


Kitapta, evde çalışma için ise şunlar söylenmekte: Öncelikle evde çalışanlar şirkette büyük bir korku yaratır. Nasıl denetleyeceğiz korkusu! Bu korkunun sonucunda bir dizi kontrol mekanizması geliştirilmiştir. Ofisi düzenli olarak aramak, e-postaların düzenli olarak kontrol edilmesi vb. Bu çalışma modelinin pek azında “al sana bir iş, nasıl yaparsan yap” denilir. Çalışanlar, yaptıkları iş üzerinde kontrol şansına sahip değildir. Araştırmalar ofiste olmayanlar üzerindeki gözetimin ofiste olanlara oranla daha yoğun olduğunu göstermektedir. Bu şekilde çalışanlar bir boyun eğme türünden diğerine; yüz yüze olandan elektronik olanına geçerler! İş, fiziksel olarak daha merkezsiz bir hale gelse de, çalışanlar üzerindeki iktidar daha dolaysız hale gelmiştir.


Kitaba göre, yeni kapitalizm düzeni; güvenmeyi, bağlanmayı ve uzun vadeli planlar yapmayı kârlı bulmayarak red eder ve Sennett şu soruları sorar:

  • “O halde “an”a odaklanan bir toplumda hangi özelliğimizin kalıcı bir değer taşıdığına nasıl karar verebiliriz?

  • Kısa vadeye kilitlenmiş bir ekonomik yapıda uzun vadeli hedeflere nasıl sahip olabiliriz?

  • Her an yeniden şekillenen kurumlarda karşılıklı sadakat, bağlılık nasıl sürdürülebilir?”

Sennett neredeyse 20 yıl önce yazdığı bu kitapta bugünü anlatıyor gibi ne dersiniz?!


“O halde “an”a odaklanan bir toplumda hangi özelliğimizin kalıcı bir değer taşıdığına nasıl karar verebiliriz? Sennett’in sorduğu bu soruya iletişim açısından yanıt vermek isterim:

  • Bireyin kendisiyle samimiyetle iletişime geçerek ben kimim?

  • Yetenek ve yetkinliklerim neler?

  • Beni ne/ neler mutlu eder?

  • Neyi ve neleri kolaylıkla ve severek yapıyorum?

  • Hayatı hangi değerlerle yaşamayı seçiyorum?

  • Vazgeçilmezlerim neler?

  • Üretme, çalışma motivasyonum nedir?

  • Ne için çalışıyorum?

  • Esneklik benim için ne demek?

gibi temel soruların yanıtlarını bulması, keşfetmesi gerekir. Bu bireyin öncelikle kendisine olan sorumluluğudur. Ne istediğimizi bilmezsek eğer nasıl mutlu olabiliriz ki?!


Birey kendiyle sağlıklı iletişim kurarak yanıtlarını bulup, kendini samimiyetle gösterdiğinde yapabileceklerini, gücünü ve değerini fark edebilir. Belki de yaşam amacımız budur; her birimiz içimizde yer alan özgün, benzersiz, eşsiz değeri bulmak ve bu değerle yaşamayı keşfetmeye çabalıyoruzdur!

Bireyin toplumun dayattığı, sürüklediği değil de kendi yolunu çizebilmesinin, kendi kalıcı değerlerini yaratmasının ancak kendine olan güveni, desteği ve inancıyla mümkün olacağına inanıyorum.

Recent Posts

See All