• Sibel Keyvan

Dünyaları Yöneten Kadınlar


Dünya Kadınlar Günü için üniversite öğrencilerine “yönetimde kadın” konusunda bir konuşma hazırlıyordum. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak kendi “kadın yönetici” tanımımı nasıl yaparım diye düşündüm. Yönetici, liderlik iş hayatına dair kavramlar gibi görünse bunların hem yetenek hem de yetkinlik olduğuna inanıyorum. Ve erkekler küsmesin ama kadınların yönetme konusunda yaradılış gereği biraz kayırıldığına, doğuştan bunun sisteme paket olarak yüklendiğini de düşünüyorum.

Kadınlar bilinçli ya da bilinçsiz, onlarca ayrı konuyu parmaklarını hareket ettirir gibi kolayca yönetebiliyor. İster üç kişilik aileyi idare etsin, ister binlerce kişilik şirketleri, ister dünyaya hükmeden ülkeleri… Kadınların doğuştan gelen bu becerilerini, eğer isterlerse, nasıl ustaca ortaya koydukları tartışmasız bir gerçek.


1 Numara Kız Çocukları!

Merak ettiğim konularda çocukları gözlemlerim ben. Kendi yeğenim olduktan sonra kız çocuklarının özellikle yönetim potansiyeline dair çok şey öğrendim. Hepimiz o yaşlardan geçiyoruz, sen bilmiyor musun kendinden diyebilirsiniz… Pek öyle olmuyor. Bu yaşta, bu deneyimde, bu bakış açısıyla o zamanlara dönüp kendi çocukluğunu pek de duygulardan arındırarak yargısız analiz edemiyor insan. Çocukları gözlemlemek kendine dair, çocukluğuna dair unuttuğun pek çok şeyi de hatırlatıyor, hatta bazı anıları da iyileştiriyor. Çocuğu olduktan sonra kendi çocukluklarına dair travmalarını iyileştiren, ebeveynleriyle ilişkilerini düzelten, küs ise barışan ya da affeden çok arkadaşım oldu.


Yeğenim Ela Minel’in doğumundan bu yana geçen beş yılı aşkın sürede o kadar çok şey öğrendim ki ondan. Daha bir aylık bebekken bizi nasıl sağa sola koşuşturarak yönettiğini anlatmayayım, kız çocuğu olanlar biliyorlardır… İşve, cilve, gülücükler, manalı bakışlar, dudak büküp ağlama numaraları, kirpiğin ucunda her an damlamaya hazır tutulan bir damla gözyaşı… Saymakla bitmez gizli silahları var, isteklerine ulaşmada da çok başarılılar. Daha konuşamıyordu, aile içindeki bir gerginliği, insanları zorla aynı koltuğa çekip oturtup barıştırmışlığı, anlaşmazlığı çözmüşlüğü var. Aynı performans artarak devam ediyor, aradaki fark şimdi aralıksız konuşuyor ve yanıt vermesi zor sorular soruyor!


Uzun yıllar yöneticilik yaptım, istediğiniz kadar planlı programlı olun, organizasyon etkinlik işlerinde öngörülemez bir şeylerin son dakika çıkma olasılığı her zaman vardır. Bazen ilk kez karşılaştığım bir konuya kırk kere görmüş gibi, nereden bildiğimi bile hatırlamadığım öyle bir çözüm getirebiliyorum ki kendim bile şaşırıyorum. Yeğenim büyürken dedim ya unuttuklarımı hatırlamaya başladım diye. Kimleri, nasıl örnek almışım, taklit etmişim onları hatırlıyorum.


Yönetici olmanın hikayesi aileden başlıyor bence. İçine doğduğumuz, seçme hakkımız olmayan ama birlikte yaşama zorunluluğumuz olan ailelerimizden. Büyürken aile içinde hangi durumları, nasıl yönettiğinizi hatırlayın ya da nasıl yönetildiğinizi… Bu tarafından bakınca, aileyle iş hayatı ne kadar benziyor değil mi?


Rol Modeli Kadınlar

Ben üç kız kardeşin en büyüğü olarak Bolu’da dünyaya geldim. Ailem geleneksel kalabalık bir Anadolu ailesidir. İnsanlar birbirine bağlı ve ilgilidir. Ailede kadın popülasyonu hep çok yüksekti. Babaannem, anneannem, halalar, teyzeler, sayısız kuzenler, akrabalar, komşularımız… Ama asıl iki kadın figürü vardı ki onlar hayatımın akışını değiştirdi. Büyük babaannem ve büyük anneannem. Yıllar sonra fark ettim ki onlardan o kadar etkilenmişim ki sevdiğim bir sürü değerlerini almışım, rol modelim olmuşlar.


Koltukta yanlarına oturur, elimi çeneme dayar saatlerce onları dinlerdim. Hem bana anlattıkları hikayeleri hem de onların diğer insanlarla sohbetlerini. Büyük babaanne (babamın babaannesi) ve büyük anneanne (annemin anneannesi) yaşlılardı, çok gün görmüş geçirmiş güçlü kadınlardı. İkisi de otoriterdi. Çok çalışkan ve becerikliydiler. Çok sevilirler, söyledikleri saygıyla dinlenirdi, tanıdık tanımadık herkesin danıştığı iki bilge kadındı onlar. Tanıdığım ilk kadın yöneticiler onlardı diyebilirim. Ailelerini, sevgiyle saygıyla hoşgörüyle yönettiler her zaman. Bugün hala kulağımdaki sözleriyle, gülümseten hikayeleriyle yol göstermeye devam ediyorlar.


İkisinin de çok sevdiğim ortak özelliği, insanları ayırt etmemeleriydi, kim olursa olsun anlayışla, büyük bir sükûnetle, sözünü hiç kesmeden dinlerler, sonra bilgece cevaplar verirlerdi. Kadının gücü dendiğinde hep ikisi aklıma gelir. “Dünyaları” yönetebilecek beceriye sahip kadınlar. İletişimde en etkili yanları da gerektiğinde ortaya çıkardıkları, kısa net ve kendinden emin sözcüklerdi… O sert sözcükler sadece saygısızlık olduğunda söylenirdi. Kendi değerlerini iyi bilirler, hissettirirlerdi de etraflarına, özgüvenleri çok yüksekti.


Konuşmadan iletişim kurmayı, sözsüz anlaşmayı da kendi babaannemden öğrenmiştim. Onun kendini hiç ortaya koymadan, şefkatle isteklerinin yerine getirtilmesini sağlayan sihirli bir özelliği vardı. Sözsüz iletişim nasıl bir dil mi diyorsunuz? Şuradan örnek vereyim; bizim evin kalabalığı da misafiri de eksik olmaz. Hele daha önceleri bütün büyükler yaşıyorken daha çok gelen giden olurdu. Misafir çok sevilir, kapıya kim gelirse gelsin içeriye buyur edilir, ne varsa evde ikram yapılmadan bırakılmazdı. Tartışmasız ilk kural güler yüzlü olmaktı. Misafirin kalbi camdan olur, çabuk kırılır derdi babaannem, gelenlere nazik davranmamızı, ilgilenmemizi tembihlerlerdi. Misafir gelmesi ayrıca şükür konusuydu evimizin bolluğu bereket kaynağı sayılırdı, hala da öyledir. Babaannemin misafir ağırlama talimatlarını bize hiç sesli söylediğini bilmem, göz, kaş, dudak hareketi, başını hafifçe bir yana yatırmasıyla, elini oynatmasıyla biz talimatı alır, ne ikram edeceğimizi de anlar harekete geçerdik. Ben o yaşlarda imayı, söylemeden anlamayı, satır aralarını okumayı öğrenmiştim. Beden dilini çözmeye merakı olanlarınız vardır. Bulmaca gibi, hem kendini hem başkalarını çözmek adına çok keyifli bir dil.


Ben çok şanslıyım, çok güçlü bir o kadar da sevgi dolu kadınlarla büyüdüm. Güler yüzün, sevmenin, saymanın, hoşgörünün; naiflik ya da zayıflık değil tam tersi en büyük güç olduğunu da onlardan öğrendim. Yıllar sonra aldığım eğitimden, seçtiğim bölümden, ortaya çıkarabildiğim yetenek ve yetkinliklere, iş hayatındaki rollere, edindiğim deneyimlere bakınca hiçbirinin tesadüf olmadığına emin oluyorum.


Yeğenimden büyük babaanneme nesiller boyu ailemin kadınları bana yol göstermeye devam ediyor. Ben de onlardan aldıklarımı hayatımın her alanında zenginleştirerek işliyorum.


Birkaç hafta önceki yazımda iş hayatında şefkatli liderler döneminin başladığından bahsetmiştim. Ve hangi değerlerin öne çıkacağından… Bizi biz yapan değerlerin kaynağını, kimden, nasıl aldığımızı anladığımızda gücü de artıyor. Gelin bu niyetle geçmişe keyifli bir yolculuk yapalım. Bizi biz yapan değerleri keşfedip, kendi gerçeğimizi tüm samimiyetimizle ortaya çıkaralım.


Sizin etkilendiğiniz, rol modeliniz olan, size sadece dünyayı değil “dünyaları” yönetebilecek motivasyonu veren kadınlar kimler?


Hayatımıza kattıkları değer için her birine kucak dolusu sevgi ve saygıyla…

115 views0 comments

Recent Posts

See All