• Dr. Aylin Löle

Anneye en Güzel Hediye: Tavuk Budu!


“Yaşı tutanlar hatırlar. Tavuk pahalı bir besindi. En kıymetli yeri ise butlarıydı. Bizim evin geleneği olarak butlardan biri babamın, biri benimdi. Bir kez olsun ne ben itiraz ettim buna ne ablam. Hala kadınların önünde yürümeye çalışmak yerine yüzleşecek çok şey var. Ablam hep ‘işi bilmiyorsunuz, boyun en lezzetli yeri’ derdi. O kadar az et vardı ki lezzetli olsa bile anlayamazdınız. Şimdi anlıyorum…”


Twitter’da @Nevabit adlı kullanıcının 21 Mart’taki paylaşımıydı bu. 12.8B beğeni alan bu paylaşım altında da benzer ‘deneyim’ler vardı. Sadece kadın olduğu için, yemeğin az, kötü, yanmış ya da hiç ‘olmayan’ tarafıyla yetinmek zorunda kalan!

Bana “Toplumsal cinsiyet nedir?” diye soranlara, bundan sonra ‘tavuğun boynu’ diyeceğim. Çünkü eşitsizliği bu kadar çarpıcı ve kısa yoldan anlatabilecek başka bir örnek bilmiyorum.


Mart ayının ilk haftası “Kadınlar çiçektir, böcektir” temalı her türlü reklam, kampanya, iç-dış iletişimin üzerine, en içten paylaşım buydu bana göre.


Şimdi bu hafta anneler günü. Yine anneleri “tabak, çanak, nevresim takımı, pırlanta, temizlik robotu” ile ‘onurlandırma’ zamanı… Zira ücretsiz bakım emeğinin devamı için, yakıt ikmali yapmak şart, öyle değil mi?


Nedir bu ücretsiz bakım emeği? Sadece toplumsal cinsiyete dayalı kodlardan dolayı, “Kadın dediğin evi çekip çevirir”, “Anne yemez yedirir”, “Kadın hep fedakardır”, bahanelerinin arkasına saklanarak, tek bir cinse yemek, temizlik, çocuk ve yaşlı bakımını yığmak, karşılığında ise bırakın ekonomik olarak, iki cümleyle bir teşekkürü bile (Anne değil mi yapmak zorunda!) çok görmektir.


Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfının internet sitesinde yer alan Küresel Bakım Emeği raporuna göre, kadınlar, üstlendikleri ev işleri, çocuk, hasta ve yaşlı bakımı gibi işler için her gün 12,5 milyar saat çalışıyor. Bugüne kadar ücretlendirilmeyen bu emeğin ekonomik karşılığı ise yılda asgari 10,8 trilyon dolar ediyor. Üstelik bu rakam, teknoloji endüstrisinin yarattığı değerin 3 katı, ilaç endüstrisinin ise 9 katına denk geliyor. Prof. Dr. İpek İlkkaracan’ın literatüre kazandırdığı adıyla buna ‘Mor Ekonomi’ deniyor. Ücretlendirilmeyen ev içi bakım emeği… Yani hepimizin kendi elleriyle beslediği bir ekonomi!


Türkiye’de 11 milyon kadın, sadece cinsiyetlerinden ötürü ekonomiye katılamıyor. Çünkü toplumun onlardan beklediği yemek, temizlik, yaşlı ve çocuk bakımıyla ilgilenmek zorunda. Özellikle dar gelirli mahallelerde uygun ücretli kreşlerin ve bakım hizmetlerinin bulunmaması, kadınları daha fazla yoksulluğa itiyor. Bunun anlamı şu, kadınlar ekonomik gelir ve sosyal güvenceden yoksun, ekonomik, psikolojik ve fiziksel şiddet karşısında açık bir hedef oluyor.


Pandemi ile birlikte eşitsizlikler daha da artarken, kadınlar derin yoksulluk karşısında kırılgan gruplarla birlikte çok daha fazla etkileniyor.


Kadının sadece ‘doğurduğu’ zaman değerli olduğu ve yaşamını da bu bakım emeğini ‘karşılıksız’ vermeye vakfettiğinde ‘anlam kazandığı’nı iddia eden bu arkaik yaklaşıma karşı, ev içi iş bölümünü (‘Beyim bana çok yardım eder’ yardımı değil!) yaygınlaştırmak, kadına anne, eş, vs olduğu için değil sadece insan olduğu için ‘değer’ vermek, onu mutfağa hapseden zihniyete karşı hayallerini gerçekleştirmesine teşvik etmek.


Siz tabi yine istiyorsanız tabak, çanak, fritöz, sessiz çamaşır makinesi ya da o çok havalı temizlik robotundan veya pırlantalardan kendinize alabilirsiniz.


Tabii önce www.carecalculator.org/tr adresine girip, annenizin ya da eşinizin ‘her gün ücretsiz olarak yaptığı’ bu emeğin parasal değerini ölçüp ondan sonra… Çocukların ödevine yardım etmekten mutfak işlerine, aile büyüklerini doktora götürmekten moral desteğine kadar tüm emekler için ayrılan zamanı girdiğinizde, bu işlerden asgari ücret alsaydınız ne kadarlık bir kazanç elde edeceğinizi gördükten sonra eminim fikrinizi değiştireceksiniz…


Sonra da isterseniz kolunuzu bile kıpırdatmadan hazırlanan o sofraya tavuğun budunu afiyetle yemek için oturabilirsiniz… Tabii o lokmalar boğazınıza dizilmezse…

Üzgünüm, Collective Minds’a ‘tatlı’ bir yazıyla giriş yapmak istemiştim. Bana bugüne kadar hiç tavuğun boynu yedirilmese de (tek çocuk goals diyor bazıları buna) ama boynu yemek zorunda kalan tüm kadınlar adına benim de boğazımda kalan bir şey var… Eşitsizlik!


Anneler Günü’nde ‘tüketime’ değil ‘deneyim’ paylaşımına, güçlendirmeye, değer vermeye, dönüşüme dokunan hediye alternatiflerini isterseniz, bana yazabilirsiniz.


Tekrar görüşene dek, eşitlikle kalın…

Recent Posts

See All